Welcome to Spyhackerz family! Log in or Sign up to join us

Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı "Kür Şad"

Discussion in 'Türk Tarihi' started by RimPalace, Jul 13, 2017.

  1. RimPalace

    RimPalace Üye

    Katılım:Aralık 3, 2015
    Mesajlar:
    374
    Uzmanlık Alanları
    TÜRKÇÜLÜK
    Python 3.x
    Arduino
    CorelDRAW
    Android
    Özel Mesaj Yolla
    Yedinci asrın ilk yarısından Gök Türk Kağan sülâlesi arasında sahsî ihtiras ve entrikalar yüzünden
    devlet parçalanmak tehlikesine maruz kalmıs ve nihayet ise Çinin fesadı da karısarak Gök Türk
    ülkesinin sark kısımları 630’da Çinin eline geçmisti. Bu arada Kieli Han da Çinliler için bulunmaz bir
    nimet olduğundan Kieli Han ile ona tâbi olan bütün Türkleri Çine getirdiler. Parça parça Çine dağıtılarak
    milliyetlerini unutturmak, çinlilestirmek siyasetini takib ettiler. Kieli Han esareti izzetinefsine
    yediremeyerek kederinden 634 de öldü. Bunun üzerine esir Türklerden birkaçı da teessürlerinin
    siddetinden intihar ettiler. Çinlilerin Türk ırkını kökünden kurutmak üzere aldıkları tedbirleri gören Gök
    Türk hükümdar sülâlesinden Kür Sad Türk devletini yeniden diriltmek için 639’da gizli bir ihtilâl
    cemiyeti kurdu. 40 Türk bu cemiyete girdi. Türk devletini yeniden kurmak için Çin Đmparatorunu
    öldürmeyi ve Çin sarayında esir bulunan Türk prenslerinden Holuku’yu Türkeline Kağan ilân etmeyi
    kararlastırdılar. Geceleri sehri gezmek âdeti olan Çin Đmparatorunu sokakta öldüreceklerdi. Fakat
    ihtilâlin yapılacağı gece hava bozulduğundan Đmparator Tay-tsung sarayından dısarı çıkmadı. Kür Sad,
    ihtilâl gecikirse farkına varılacağından çekinerek geceleyin Đmparatorun muhafızlarına saldırdı. Gayet
    kahramanca ve çok sert bir çarpısma oldu. Türkler azlık olduklarından çekilmeğe mecbur kaldılar.
    Đmparatorun ahırına hücum ederek en iyi atlara binip kaçtılar. Kür Sad bir ırmağı geçerken yakalandı
    ve öldürüldü. Bu iste dahil olamayan Holuku cenup vilayetlerine sürüldü. Fakat Đmparatorluğun
    merkezindeki bu hareket Çinlileri o kadar korkuttu ki Türkleri çinlilestirmekten filan vazgeçerek onları
    Sarı Irmağının simaline nakledip yalnız ismen kendilerine tâbi olmalarıyla iktifaya mecbur kaldılar. Bu
    suretle 681'deki Türk istiklâlinin tohumu atılmıs oldu.
    Tarih, Kür Sad hakkında iste bu kadar söylüyor.
    ***
    Cihan tarihinde, bilhassa Türk tarihinde bir çok kahraman görülmüstür. Bunlardan bazılarının ünü
    dünyayı tutmus, kimi büyük fütühat yapmıs, kimi sanlı bir müdafaanın kahramanı olmustur. Fakat
    bununla beraber tarih en büyük kahramanların bile çok defa ufak tefek kusurlarını kaydetmistir. Meselâ
    son asırlarımızın kahramanlarından Fatih, Yavuz ve Kanunî o kadar büyük oldukları halde ne kadar
    küçüklükler yapmıslardır. Sanlı Fatih’in sırf sehvet için yaptığı ahlaksızlıklar, kahraman Yavuzun sahsî
    ikbal için islediği cinayetler ve büyük Kanunî’nin kadınlara âlet olarak düstüğü büyük yanlıslıklar
    olmasaydı hiç süphesiz bizim gözümüzde daha büyük insanlar olacaklardı. Yine bazı kahramanlar da
    gelmistir ki önceleri büyük yararlılık gösterip milleti yükselttikleri halde sonları fenalığa, sefahate
    dalmıslar ve iyi namlarıyla birlikte hayatlarını da vererek bunu ödemislerdir. Kapağan Kağan buna iyi
    bir örnektir. Kür Sad’a gelince o bunların hiçbirine benzemez. Kür Sad ne büyük ülkeler almıs, ne
    yüksek kanunlar koymus, ne de yoksul milleti zengin etmistir. Fakat bununla beraber o cihan tarihinin,
    hiç süphesiz birinci kahramanıdır. Tarihin herhangi bir yaprağına sıkısmıs birkaç satırlık malûmattan
    Kür Sad’ın büyük rolünü çıkarabilmek güçtür. Bunun için, büyük söhretlilerin yanında bazen ünsüzlerin
    de pek büyük fedakârlıklar yapabileceğini düsünmek lazımdır. Tarih, adını bile bilmediğimiz birçok
    kahramanlar yetistirmis olabilir. Irak cephesinde, tek basına bir Đngiliz süvari alayıyla çarpısmak
    cesaretini gönlünde bulan topal bir Türk piyade neferi gibi bir millete san verecek erler bulunur. Fakat
    zaman ve mekân sartlarını da nazarı dikkate alınca bunlardan hiçbirinin Kür Sad’a yetisemeyeceği
    teslim olunur. Arkasını kendi ordusuna veya ülkesine dayayınca, birkaç misli düsmanla çarpısmak,
    herkes için olmasa bile, yapılabilecek bir kahramanlıktır. Kendi menfaatini millî menfaatle birlestirerek
    mevki ve seref için kabadayılık edecek insanlar da çoktur. Fakat ne mevki ne de serefi düsünmeden,
    sırf millet için ve kendi kanı pahasına baskasını tahta çıkarmak üzere çekilen kılıcın sahibine saygı ile
    bas eğmek lâzımdır. Kür Sad, Kağan sülâlesindendi. Bu büyük kahramanlığı yaptıktan sonra kendisini
    Kağan oturtmak isteyebilir, kahramanlığa meftun olan Türk milleti de bunu ondan esirgemezdi. Fakat
    kahramanlık gibi feragatin de timsali olan Kür Sad bunu düsünmedi bile...
    40 kisiyle, esir bulundukları kuvvetli bir memleketin hükümdarına saldırmak her kahramanın yapacağı
    islerden değildir. Düsmanlarla çevrili olan esirlerin kuvvei mâneviyesi hürlerinki gibi sağlam değildir.
    Böyle olduğu halde bu büyük ise tesebbüs edebilmekle Kür Sad ve onun temsil ettiği 40 Türk, cihan
    tarihinin en büyük kahramanları olmak hakkını kazanmıslardır. Onların bu hareketine çılgınlık diyecek
    zavallılar bulunabilir. Çünkü kahramanlıktan nasibi bulunmayanlar ve hiç olmazsa kahramanlığı takdir
    edecek kadar asil seciyeli olmayanlar için kahramanlık budalalıktır. Fakat mensup bulunduğu milleti
    kurtarmak için hayatını harcayıp toprağa düsmek, kartal gibi göğe yükselmek demektir ki zahife gibi
    yerde sürünenler bunun mânâsını anlayamazlar.
    Millet yolunda ölen Namık Kemal bir kahramandır. Sahsiyetini millî varlık içinde eriten Gök Alp da
    öyledir. Türkistanda millî suuru uyandırmak için ölmek kararını veren ve rus makinalısına yürüyen
    Enver Pasa da belki onlardan daha büyük bir kahramandır. Fakat bunların hiçbiri Kür Sad gibi büyük
    bir maksatla ve onunki kadar güç sartlar içinde olarak çarpısmamıslardır. Hükümdarlara sokakta
    suikasd yapan anarsistler görülmüstür. Fakat esir oldukları memleketin sarayına saldıracak fedaîler
    hiçbir yerde çıkmamıstır. Kür Sad’ın bu hareketi hiçbir netice vermeden sönseydi bile yine o en büyük
    kahraman sıfatına lâyık olacak ve bu hareketiyle torunları olan biz, bugün Türklere edebî bir san ve
    seref kazandırmıs bulunacaktı. Halbuki bu misli görülmeyen kahramanlık Çinlileri o kadar korkuttu ki
    onlar Çinde esir bulunan bütün Türkleri bir an önce Türkeline göndermekten baska bir sey
    düsünmediler. Bu suretle, denilebilir ki, Türkleri esaretten kurtaran, Kür Sad’ın kahramanca saldırısı
    olmasaydı Çinliler, tabii, Türkleri Çin’de alıkoyarak çinlilestirme siyasetinde muvaffak olacaklardı. Ve
    belki de bugün yer yüzünde büyük Türk milleti bulunmayacaktı. Bir millete ileri atılıs gücünü
    verebilmek için Kür Sad gibi serden geçti yiğitler gerektir. Bu türlü gözünü daldan budaktan
    sakınmayan erler bosu bosuna ölseler bile milletlerinin ruhuna soktukları duygu ile en müspet neticeyi
    almıs sayılabilir. Çünkü bunlar millet için birer örnek ve birer remiz olurlar.
    Büyük geçmisinden ilham alan yüksek tahsil gençliğinin, büyüklerimiz için günler yapmasını bütün
    samimiyetimle alkıslarken, büyük Namık Kemal’le büyük Gök Alp’ın ruhlarına, kendindeki büyüklükten
    yalnız bir parçasını tevarüs ettirmis olan en büyük Kür Sad için de ayrı bir gün yapmalarını, biraz daha
    yaslı bir arkadas sıfatıyla, diler ve beklerim. Yüksek tahsil gençliği gibi Namık Kemal ve Gök Alp’ın
    ruhunu pek çok ve Kür Sad’ın ruhunu biraz sevindiren yüksek duygulu bir kütleden bunu beklemek
    hakkımızdır.
    Kür Sad 639’da öldü. Bes yıl sonra yani 1939 da, onun ölümünün 1300, yılında büyük bir Kür Sad günü
    için simdiden hazırlık yapılsa, onun hayatı için bir piyes yazılsa ve büyük adına Üniversite meydanda
    tek parçalı sade bir tas kırık bir kılıçtan ibaret bir abide dikilse nasıl olur? Üniversite bir bilim ocağıdır.
    Fakat sunu unutmamalıdır ki bir millette önce kahramanlar yetisir, ondan sonra sâirler delir, âlimlerse
    daha sonra meydana çıkar. Üniversite bir bilim yeri, Kür Sad’da ömründe ok ve kılıçtan baska bir sey
    kullanmamıs bir asker olabilir. Lâkin sunu da kabul etmek lâzımdır ki arkadasım Orhan Saik’in dediği
    gidi:
    En yüksek eserler kılıçla ve düsman kanıyla yazılmıs olanlardır.
    Kopuz Dergisi, 1939, Sayfa: 3
     
    cengiz, itskemalyzzle and Meras like this.
  2. cengiz

    cengiz Üye

    Katılım:Oct 4, 2018
    Mesajlar:
    32
    Özel Mesaj Yolla
    güzel paylaşım
     
Loading...
Benzer konu başlıkları
  1. YAKALA
    Cevaplar:
    1
    Okunma:
    86

Bu sayfayı Paylaş